14 Ekim 2014 Salı

pulsuzname

Sevgili Dost

Sana yazmadan önce aynada kendime uzunca bir süre baktım. Uzamış saçlarıma takıldı gözlerim ve sonra alnıma. Kahkülüm yoktu. O an ivediyle makası ve tarağı çekmeceden çıkartıp, yeniden aynanın karşısına geçtim. Bugün biraz farklı görünmek istiyordum; hani şu sinema oyuncusu Audrey Hepburn’u bilirsin, hep onun gibi kahkülüm olsun istemişimdir. Çenemiz, burnumuz, gözlerimiz, ağzımız birbirimize benzemese de sanki, alnımın üzerinde şekillenecek olan o minik sevimli kahkül bütün her şeyi tastamam edecekti.

Tarağı elime aldım, saçımın kesilecek ölçüsünü ayarladım. Arada bir aynaya bakıp “ aptalca işler yapmaktan ne zaman vazgeçeceksin? diye bir bakış attım kendime.” Ama beni bilirsin kafama bir şey koydum mu mutlaka yaparım. Tarağı bırakıp bu sefer makası elime aldım ve hiç duraksamadan kestim. Daha sonra kafamda Hepburn portresini canlandırıp elimle şekil vermeye çalıştım. Sonuç ne oldu dersin? Eminim bunu sorduğum için tahayyül edip gülüyorsun. Hem de kocaman bir kahkaha ile.
Hepburn’a benzemedi kahkülüm ama yine hoş oldu diyebilirim. En azından alnımda belirginleşmiş sivilceler için bir kamuflaj oldu.  Aslında Hepburn benzemek istemediğimi sadece sivilceler kurtulmak istediğimi düşünüyorsan; sana sadece şunu söyleyebilirim “lanet olsun yine haklısın” J

Yine çok dırdır ettim değil mi? Sana “nasılsın,” diye bile sormadım. Birçok insanın önemseyip dinlemeyeceği şeyleri sana yazıyor olmam, benim için tarif edilemez bir his. O bütün aptalca şeyleri yapıp sonra çok önemli bir şeymiş gibi saatlerce anlatmam….Dostum, bil ki bunu her zaman yazacağım; “iyi  ki varsın, iyi ki dünyamdasın, iyi ki hep haklısın…”


susmak güzel


"Atonement"



Bazen bir film izlersin, aklına sadece sevdiğin bir şairin eski bir şiiri gelir ve kapanır perde...
"Kırmızı bir soluk, kırmızı bir solukla halkalanırken, bütün zamanlardan sesleniyor ölüm: Aşktan başka gerçeklik yok. Her şey dünyada olur. Sevincinizi sevin."







sana doyasıya sarılsam,
kırılsa yalnızlığımın bütün kemikleri.....

9 Ekim 2014 Perşembe

yani


Üzülüyorsun,takma diyorlar.
Kızıyorsun,değmez diyorlar.
Boşveriyorsun;gamsız diyorlar.
Susuyorsun,iki çift laf et diyorlar.
Konuşuyorsun,muhatap olma diyorlar.
Çekip gidiyorsun, mücadele et diyorlar.
Alttan alıyorsun,tepene çıkardın diyorlar.
Bağırıyorsun,sakin ol diyorlar.
Aklı başında davranıyorsun,bu kadar uslu olunmaz diyorlar.
Dikine gidiyorsun,yaşına başına yakışmaz diyorlar.
Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen; Ölüm sana yakışmadı.
Normal tabii,dirimizi beğenmediler ki ölümüzü beğensinler.
M. Kenter

Öylesine

Birkaç gündür öğretmenlik uygulaması için staj yerimi merak ediyordum. Hani hep derim aklıma gelen şeylerin başıma gelmesi konusunda dünya markasıyım diye; "bu sefer ya mezun olduğum liseye ya da oğlumun okuduğu liseye düşer miyim diye aklımdan geçirmiştim." Dün gece baktım staj yerlerimiz açıklanmış. Neresi çıktı dersiniz? Oğlumun okuduğu lisede stajer öğretmenim:)))
Sabah oğlum uyanır uyanmaz sürprizi verdim. Duyunca o kadar şaşırdı ve mutlu oldu ki beyefendi sanıyor ki yazılısını ben yapacağım:)) ay ne güldüm ya...Ya ben yapsam da gözüne yaşına bakacak mıyım sanıyor :)
İşin ironi yani derslerine girme ihtimalim var. Çocukken hep merak ederdim öğretmen anne babalar çocukları okuduğu görev yaparken nasıl davranırlar diye. Sanırım bu tecrübeyi bizzat yaşayacağım. Çok heyecanlıyım bir o kadar şaşkın. Staj 2 ay sürecek inşallah Rabbim atanmayı da nasip eder ve resmi görevime başlarım.



susmak güzel

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...