4 Eylül 2012 Salı

gece notu

Üç arkadaş oturmuşuz konuşuyoruz.Söz döndü dolandı aldatmaya geldi.Biri "erkek aldatır mı "dedi ?bu soru bana hep saçma gelmiştir .Biliyorum ki  aldatmanın erkeği kadını olmaz o yüzden şöyle demek gerek"insan aldatır mı"?
Cevap;
"Elbet aldatır"
Şimdi bunun  tarihçesine inmek istemiyorum.Ama bunu yazarken aklıma iki gün önce izlediğim film geldi.
Adam kadına aşıktır ve kadın aniden ortadan kaybolur.Adamın elinde kadına ait hiç bir şey yoktur tanıdığını sandığı kişi tamamen bir başka kişidir.Peki ! bir  insan kaybolduğunda onu aramaya nereden başlamalı ?Kalbinde  aşk,  avuçlarında sıcaklık, nefesinde onun kokusu hala diri iken nasıl  ?Kime sormalı kime gitmeli?İşte bu kadar çaresizdi adam.Buna rağmen bir şeyi çok iyi biliyordu asla vazgeçmeyeceğini.Adam kadını bulmuştu ama başka bir ruhta.Kadın bir seri katildi.Yinede buna rağmen onu sevdiğini ve aramaktan vazgeçeceğini söyledi.Yalnız tek bir şartı vardı "kendi gibi olması".
Burada aldatan kadındı ona kendini inandırdı sevdirdi bağladı sonra ne oldu biliyor musunuz? mutlu bir hayat sürmek varken yine kendi bildiği yolu seçti.Adamın aşkını da zerre kadar umursamadı.Filmin sonu kötü bitti ağlamıştım adamın isyanına o üzgün bitkin haline her şeye rağmen hala seviyor olmasına inancına ve bir daha asla kimseye inanmayacak olmasına bilmem ki insanlığına adamlığına ağladım.



3 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...