15 Ekim 2012 Pazartesi

gece notu /beğendiklerim



“Bu oda karanlık” diyordum, “bu oda yalnız bugün değil, her zaman böyle karanlık. Burada kitaplarımla ben yaşarız ve bize aydınlık getirecek kimsemiz yok. Ben burada yalnızlığı bardak bardak içiyorum. Ve ihtiyar kanepelerle konuşmak istediğim zaman, onlar artık bana anlatacak yeni bir şey bulamıyorlar. Sen bu odaya hiç görülmemiş bir şey gibi geldin. Bu sarı duvarlar, bu yıllanmış eşya seni bir daha unutamazlar. Bana her gün senden bahsedeceklerdir. Onlar da benimle beraber seni arayacaklar, buraya her girişimde sorucu gözlerle bakarak: “Nerede o?” diyeceklerdir. Tahmin etmiyorum ki senin bulunduğun yerler buradan daha aydınlık olsun. Buraya gelmek, tekrar başını göğsüme koymak, ellerini böyle yumruk yaparak avucuma vermek istediğin anlar olacaktır. O zaman hiç düşünmeden gel; beni kitaplarımın temiz arkadaşlığından ayıracağından korkma. Ve bu eve girerken içinden hiçbir tereddüt geçmesin: bu odanın eşiğine bilmem şimdiye kadar senden daha temiz biri ayak bastı mı ?”

Sonra elimi yanağında gezdirerek sordum:

“Geleceksin değil mi ?”

Sabahattin Ali, Değirmen

4 yorum:

  1. Çok güzel.

    gorgeousofmyworld.blogspot.com

    YanıtlaSil
  2. böyle bir canyoldaşım olsun isterdim,acaba hala böyle zengin ve temiz gönüller yaratıyor mu uygarlığımız?ben bulamadım daha ama kendimi böyle yapmaya çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğim

    YanıtlaSil
  3. acı
    sancı
    alegori..
    sırılsıklam hem de..

    YanıtlaSil
  4. "Burada kitaplarımla ben yaşarız ve bize aydınlık getirecek kimsemiz yok"

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...