28 Mart 2013 Perşembe

Akıl Hastalarının Yazdıkları Şiirler!

Uzun zaman olmuş gibi yazmayalı .Yazacak bir şey mi yok  tabi ki hayır yazacak her zaman bir şey vardır .İçimden gelmiyor sadece .Ama şimdi nette gezinirken tesadüfen bir şey buldum.Çok hoşuma gitti .Burada paylaşıp kalıcı olsun istedim.
Akıl hastası diyerek geçtiğimiz insanların aslında ne denli bir iç dünyaları olduğunu, kendilerini ifade etmek istedikleri zaman gerçekten ifade edebildiklerini, belki de onların kendilerini böyle toplumdan soyutlamalarının ardında onları dinleyen birilerinin olmaması yatıyor da olabilir.Şiirleri okurken kimi zaman gülümsedim kimi zaman da duygulandım.Çok saf duygularla yazılmış yalın ve net .Sanırım bu dünyada deli olmanın ayrı bir güzelliği var çirkin tarafından uzak.Özgür olmak gibi.....



























































kaynak :http://www.facebook.com/photo.php?fbid=355359761241096&set=a.355359457907793.1073741856.106987702744971&type=1&theater


Bembeyaz saçlı, üç numara tıraşlı, renkli gözlü, göbekli, elli yaşlarında bir hasta devamlı burnunu çekiyor, sigarası emzik gibi hiç ağzından düşmüyordu. Bir gün 'Doktor bey, şiir sever misiniz?' diye sordu. 'Sevmez miyim hiç' dedim. Başladık şiir sohbetine. İnanılır gibi değil, Recep Güngör adlı bu hasta birçok şairimizin onar on beşer şiirini ezbere biliyordu. Yahya Kemal'i, Faruk Nafiz'i, Nazım Hikmet'i, Orhan Veli'yi, Necip Fazıl'ı, Ümit Yaşar'ı, Bekir Sıtkı'yı... Daha önemlisi kendisi de şairdi. Ona sorarsanız, o kara sevdalı bir aşıktı. Ancak doktorların onu şizofren sandığını söylüyordu. O hasta olduğunu kabul etmezdi. Şizofreni hiç değildi. Kendini melankolik şair olarak tanıtırdı. Onun şiirlerini dinleyebilmek için sigara ikram etmem gerekiyordu. Ben saymadım ama günde 16 paket sigara içtiği rivayet edilir. Ne kadar sigara, o kadar şiir... Bir İstanbul ve özellikle Üsküdar şairiydi. Hastanede yaşamı sürdü gitti bir süre daha. Artık dışarıyı çok özlediğini söylüyordu her gördüğümde. Taburcu olmak istiyordu. Kimsesi yoktu. Belki vardı da arayanı yoktu. 1993 Aralık ayının ilk günleri duydum ki şair firar etmiş. Yıllardır hastanedeydi. Onun tanıdığı İstanbul da Üsküdar da değişmişti. Kim bilir başına ne gelecekti? İçim burkuldu. Acı haberi birkaç gün sonra duydum. Eyüp'te bir araba çarpmıştı şaire. Bakırköy'den bir şair geçmişti: Recep Güngör Öztolon. Üstü yazılı bir mezar taşı bile yok.


Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Latif Alpkan

5 yorum:

  1. kendi yazdıklarımla kıyaslayınca onlarınki daha normal geldi :)
    bir de şizofren öykü yarışması var bilirsin belki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiç bilmiyorum o yarışmayı aslında bu yazılanları okuyunca onları deli olduğunu bilmek saçma geldi çok mantıklı cümleler kurulmuş

      Sil
  2. Merhaba,
    Kitabın sayfalarını zipleyip gönderir misiniz lütfen. Çok etkilendim, teşekkür ederim-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. link verdin yani kaynak yazdığm yeri tıklayın içerin altında oradan ulaşabilirsiniz bende oradan aldım başka sayfalarda var

      Sil
  3. çok ilginç gerçekten, çok güzel ifade etmişler duygularını,etkileyici

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...