15 Nisan 2013 Pazartesi

Öylesine



Bu aralar yazma isteğime nazaran okuma arzum çok gerilerde.Sınav günüme az bir zaman kaldı ,ben hala sevgili ders kitaplarımla bakışıp duruyorum.Nereden nasıl başlayacağıma dair hiç bir fikrim yok.O kadar isteksizim ki  panik dahi yapamıyorum.
Gel gör ki dün elime aldığım mitoloji kitabı  bünyemi allak bullak etti.Sanki mitoloji değil de kabusname.Gece vakti okumadığım için kendimi az bir şanslı hissettim.
Yok çarşamba karısı,yok şubat karısı,karabasan albasan vs vs uzadı gitti.Her yörenin kendi ait inandığı cinleri ,perileri ,hayaletleri varmış.Bazılarını biliyorum ,aslında çoğumuz da bilir karabasanı, albasanı .Özellikle Türkiye'de bu inanışların bu kadar sıklıkta olması halkımızın bu tip mitolojik efsaneler ne kadar çok önem verdiğinin ,ne kadar inandığın kanıtı.
İlgimi çeken o kadar çok konu oldu ki mesela Hınkur Munkur adlı yaratığı daha önce hiç duymamıştım.İnsana benzeyen bu yaratık mezardaki ölüleri ve insanları yakalayıp öldürdüğüne dair efsaneler var.Bu yaratıktan kurtulma yolu yazarken bile gülüyorum"donumu açar içerim "demek gerekiyormuş:))
Hırtik , yine olağanüstü varlıklardan bir tanesi .Yarı insan ,yarı hayvan .Elazığ ili Paltuk ilçesi civarında Hırtik'in Murat Nehrin'de yaşadığı ve insan yiyen çok nadir görülen bir yaratık.
Bir başka yaratık ise Balıkesir'in Bigadiç Dağları'nda yaşayan ağaç.hayvan ,futbul topu dair her kılığa girebilen korkunç sesler çıkaran bir canavar Demirkıynak.Hatta bölge halkın anlattığına göre bir zamanlar o yörede çobanlık yapan İremiş adlı çobana bu yaratık önce ağaç şeklinde ,sonra at ve daha sonra kahkahalar atan plastik bir topa dönüşmüş.İremiş kaçarken üzerinden altayacak su aramış.Demirkıynak sudan geçemezmiş.Ama yaratık ne yapıp edip çobanı korkutmuş.sonra çoban önce evini yakarak sonra aklını yitirerek akıl hastanesine yatırılmış.
Efsaneleri yazmakla bitmiyor.Konular o kadar uzun ki her birini buraya yazacak olsam günlerimi alır.Okuması zevkli olduğu kadar biraz da ürpertici.
Trabzon Çaykara civarında Mayısı adlı cadılara olan inanç hala bilinir.Bu yörede Mayısalar yaylada yapılan ilk tereyağının bereketini alırmış.
Şubat karısı ise Şanlıurfa civarında bilinir.Kuyuda yaşayan bu efsanevi yaratık kendine has tuhaf sesiyle kuyuya insanları çekerek onları boğduğuna inanılır.
Yozgat ,Çankırı ve Çorum civarında Yolazdıran adlı olağanüstü varlığa inanılır .Bu cinin bir hayvanın arkasından giden bir kişiyi herhangi bir insan yada kaybolan bir hayvanın kılığına girerek o insanın bir daha dönmemesine sebep olurmuş .
Çarşamba karısı ise Ayvalık ve çevresinde inanılan bir cin.Salı gününün gecesi evde el işi yapan kadınların ve kızların yanında çocuk hatta bebek dahi olsa bir erkek yoksa onlara çoğunlukla al elbiseli çok güzel bir kadın kılığında  ,sesler çıkartarak korkutan bir yaratık.Kadınların o gece boyunca işledikleri her şeyi söker ve kaybolurmuş.
Bunun gibi daha nice bir sürü inanış .Aslında ilk kez bir dersi okurken zevk aldım.Bazı arkadaşlarım dersin gereksizliğinden ve sıkıcılığından şikayetçi olsa da diğer derslerin yanında tüy kalıyor bu.
Ah elim ağrıdı yazmayacaktım ama dayanamadım.
çalışmalıyım bu tembellikte bir an önce çıkmalıyım :)

offfff bu bahar ayında ders hiç çekilmiyor ki


5 yorum:

  1. kitabın pdf sini falan koysaydın cidden ilgimi çekti

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okul bitince sana kitabı verebilirim :D

      Sil
  2. Deligücük'ü okudun mu?

    YanıtlaSil
  3. Deligücük'ü okudun mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okumadım ama şimdi baktım netten ilgimi çekti bir ara okumak isterim :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...