22 Eylül 2014 Pazartesi

"Sefer Tası"



"Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçermiş". Kim demişse halt etmiş. Ne kadar güzel yemek yaparsanız yapın bu bir kalbi fethetmeye yetmez. Keşke öyle olsa. Belki annemin yıllarca babam için hazırladığı o yemeklerin bir anlamı olurdu. Belki sevgi dolu bir ailede yetişmek için bir şansım olabilirdi. Belki mutlu olabilirdim. Ve huzurlu...
"Sefer Tası" filmi teknik olarak benim düşündüğüm tam tersini savunsa da, aslında verilmek istenen mesaj çok farklıydı.Film ,birbirini görmeden, duymadan, dokunmadan, hissetmeden iki insanın birbirine bağlayan o ilahi gücün, kaynağının nereden geldiğini, bu güç karşısında nelerden vazgeçtiğimizi ve inanılmaz değişimi göz önüne seriyor...





 ”Hindistan’ın en kalabalık şehri ve yaklaşık 20 milyon nüfuslu Bombay’da her gün binlerce ev kadını kocalarına öğle yemeği hazırlamakta ve bu yemekleri sefertaslarında, mucizevi sayılabilecek bir sistemle kocalarına ulaştırmaktadırlar. 120 yıldır geleneksel olarak devam eden bu ‘sefertası taşımacılığı’ yakın zamanda Harvard Üniversitesi’nde de tez konusu olmuş, yapılan araştırmalar sonucunda; dört milyon sefertasından sadece bir tanesinin yanlış adrese teslim edildiği tespit edilmişti. İşte film, dört milyonda bir yanılma payıyla, yanlış adrese teslim edilen bu sefertasının hikayesini anlatıyor… Orta halli bir ev hanımı olan Ila (Nimrat Kaur), aşçılığıyla evliliğine renk katmaya çalışmaktadır. Öğrendiği yeni tarifin, ihmalkar eşini nihayet canlandırmasını umutsuzca dilemektedir. Ne yazık ki özenle hazırladığı sefertası yanlışlıkla, emekliliğine az kalmış yalnız bir adam olan Saajan’a (Irrfan Khan) teslim edilir.”


susmak güzel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...